Cuma, Temmuz 06, 2007

YENİLEBİLİR ÇİÇEKLERİN SÜSLEDİĞİ BİR PASTA...






































Bu pastayı belki hatırlarsınız, Chef's dergisinin 2007 Mayıs ayındaki son sayısında çıkan tarifime ait. Derginin yeni sayısı çıkmak üzere fazla geciktirmeden yazımı ve tarifi sizlere aktarıyorum ;




MERHABA VE YENİLEBİLİR ÇİÇEKLERİN SÜSLEDİĞİ BİR PASTA..

Çok sevdiğim Chef’s dergisinin bir sayfasında yer alıyorum. Bunun için çok heyecanlı ve çok mutluyum. Bazen ne kadar çok “çok” kelimesini kullandığımı fark ediyorum ve kendi kendime gülüyorum; “ben biraz tutkuluyum galiba”..

Bana göre tutkunun bir yansımasıdır pasta yapmak.. Malzemeleri birleştirmek, lezzetleri harmanlamak, görselliğini ön plana çıkarmak ve duygularımıza tercüman etmek. İşte ben sadece pandispanya, yağ, krema, çikolata gibi bakmıyorum pastalara. Her birini isimlendiriyor, saatlerce üzerinde düşünüyorum. Çünkü bana göre pasta yapmak gerçekten bir tutku ve sanattır.

Pastaları , çoğu zaman gerçek çiçeklerle veya şeker hamurundan hazırladığım çiçeklerle süsledim ve süslüyorum. Peki “yenilebilir çiçeklerle” süslemek gerçekten de heyecan verici bir yöntem olmaz mı sizce de. Aslında asırlardır Türk Mutfağında hakim olan yenilebilir çiçekleri, sanki çok yeni bir şeymiş gibi keşfettiğimde gerçekten çok heyecanlanmıştım. Sebebi de çiçeklerin gerçekten çiçek görünümünde olmaları ve pazara çok hakim olmamalarıydı.


Akasya, Gül, Çiğdem, Erguvan, Karanfil, Menekşe, Latin Çiçeği, Papatya ,Hardal Çiçeği, Krizantem ve Mor Viola yenilebilir çiçekler arasında yer alıyorlar. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu saydığım çiçekler hariç her çiçeğin yenilmemesi ve yenilebilir olanlarının da sadece yapraklarının yenmesinin gerektiğidir.

Çiçekleri doğrudan kullanabileceğimiz gibi , çoğunu da aroma olarak yemeklerimize ekleyebiliriz. Son dönemlerde salataları, tatlıları, sirkeleri, likörleri ve bazı özel yemekleri yenilebilir çiçekler süslemekte ve lezzet katmaktadırlar.

Mesela menekşe, Fransa’nın Toulouse kentinde özel olarak üretilip şekerleri ve likörleri yapılmaktadır. Lavanta, tatlılarda ve jölelerde son zamanlarda çok tercih edilmektedir. Örneğin Lavantalı Cheesecake severlerinin sayısındaki artış gibi .. Gül, Türk ve Osmanlı mutfağı dahil birçok yerde kullanılmaktadır. Tatlıdan tuzluya farklı tat, koku ve uyum sağlamaktadır. Yasemin, Uzakdoğu’da çaylarda kullanılmakta ve pilavlara çeşni olarak katılabilmektedir.

Şu an piyasada hazır paketlenmiş olarak satılan türler ise, soğan çiçeği, Latin çiçeği, mor viola, kabak çiçeği ve karanfildir. Pastacılıkta ise daha çok Mor Viola’nın ve Ihlamur çiçeğinin kullanılması önerilmektedir. Ama tatları ve görüntüleri ile bence hepsi birer pastaya anlam katacak kadar değerlilerdir..




ÇİKOLATALI & ANTEP FISTIKLI PASTA

Gerekli Malzemeler ;
4 adet yumurta (oda ısısında bekletilmiş)
1 su bardağı toz şeker
1 tatlı sıvı vanilya
1 su bardağı un
4 çorba kaşığı toz kakao
1 çorba kaşığı kabartma tozu
1 küçük paket sıvı krema ( 200 ml)
200 gr küvertur çikolata ( bitter )
krema için; 200 ml sıvı krema
150 gr sütlü çikolata
üzeri ve arası için ; antep fıstığı

Fırınımızı 180 dereceye getirip ısıtmaya başlayalım.
Çikolatalarımızı küçük küçük kesip benmaride eritelim.
Yumurta, şeker ve aromamızı birlikte yüksek devirde yaklaşık 10 dakika çırpalım. Önemli olan şekerin yumurtaların içerisinde erimesidir. Daha sonra sırasıyla çikolatayı ve kremayı ekleyip çırpmaya devam edelim.
Ayrı bir yere un, kakao ve kabartma tozumuzu eleyelim. Ve yumurtalı - çikolatalı karışımımızın içerisine ilave edelim ve düşükten hızlıya homojen bir karışım elde edinceye kadar çırpalım.
20 cm’lik yuvarlak kalıbımızı yağlayalım. İçerisine karışımımızı dökelim ve önceden ısıttığımız fırınımızda yaklaşık 40 – 50 dakika pişirelim.
Piştikten sonra tezgahımıza alıp bir mutfak örtüsünün üzerine ters çevirerek soğutalım. Soğuduktan sonra dikkatlice kalıbımızdan kekimizi çıkaralım.
Krema için, sütlü çikolatamızı benmaride eritelim.
Kremayı erimiş çikolata ile sertleşinceye kadar çırpalım. Ve buzdolabında 5 dakika bekletelim.

Pandispanyamızı levye yardımıyla üçe bölelim. Ve pastamızın arasına ve ortasına krema ve antep fıstıklarını paylaştıralım.
Arzunuza göre pastanızı yenilebilir çiçeklerle süsleyebilirsiniz. Fotoğrafta kullanılan çiçeğin cinsi “Latin Çiçeği”dir.



























Bu tarif ise tek bir tart hamuru ile ne kadar çok farklı ve başarılı lezzet elde edileceğinin bir kanıtı ;

ÇİKOLATA DOLGULU KURABİYELER

Gerekli Malzemeler;

240 gr un ( 1 + 1/2 cup)
110 gr tozşeker (1/2 cup)
140 gr soğuk tereyağı veya margarin
1 yumurta (hafif çırpılmış)
15-20 adet napoliten çikolata

Önce, kurabiye hamurunu hazırlayalım. Fırınımızı 180 dereceye getirip ısıtmaya başlayalım.
Un, şeker ve yağı yoğurma kabında parmaklarımızın ucuyla yağı eritmeden birbirlerine yedirmeye başlayalım. Yumurtayı ekleyip şöyle bir hamurumuzu toparlayalım. Streç film ile sarıp 30 dakika buzdolabında bekletelim.
30 dakika sonra buzdolabından çıkartıp hamurumuzu unlu tezgahta biraz yumuşayıncaya kadar yoğuralım. Hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler koparalım. Bezeleri avucumuzun içerisinde düzgünleştirerek açalım ve ortasına bir adet napoliten veya pul şeklinde çikolata yerleştirelim. Ve yine avucumuzun içerisinde hamuru yuvarlayarak kapatalım. Çikolatalar hamurun ortasında kalmalıdır.

Aynı işlemi tüm hamur bitene kadar tekrarlayalım. Hazırladığımız kurabiyeleri fırın tepsisine dizelim. Üzerlerini çatal ile hafif bastıralım.
Önceden ısıttığımız fırınımızda yaklaşık 20 dakika pişirelim. Piştikten sonra mutfak tezgahımızda 15-20 dakika soğutalım.


Herkese sevgilerimle..


İşte ben buradaydım :)

Perşembe, Temmuz 05, 2007

Salı, Temmuz 03, 2007

FERAH LİMONLU KURABİYELER..






































Bugün Berna ile telefonla konuşurken , "hadi artık yeni bir şeyler koy sitene, hatta mümkünse her gün yeni bir şeyler koy.." dedi :) "Tamam da ben fabrika değilim ki, işte ne yapsam koyuyorum zaten " dedim, "olsun benim için koy, ben her gün bakıyorum" dedi. Bende arkadaşımı kırar mıyım, hemen yeni bir tarif ekliyorum Bernacığım senin için .. Bu arada Berna'nın bugünde itibaren anneyiz.biz web sitesinde bir köşesi olacak :)

http://www.anneyiz.biz/yazarlar/yazidtl.php?yzid=7855654


Kendisinde her girişiminde başarılar diliyorum tekrar :)

Sevgili Münevver hanım'ın nefis limonlu kurabiyelerini tattıktan sonra ne zamandır aklımda olan bir tarifi denemek istedim.

Tarif "Everday With Rachael Ray " dergisinden. Orijinal adı "Lemon Cookies"..

Rachael Ray'ı bilirsiniz , özellikle Digiturk'un Home TV kanalında 30 dakikada çeşit çeşit pratik yemekler yapması ile ve Dünyanın dört bir tarafını dolaşarak (daha çok Avrupa ve Amerika'yı) 40 $ 'a tüm gün neler yiyebileceğini bizlere gezerek göstermesi ile ünlenmiştir.. Benim hoşuma gider hazırladığı programlar hatta güler yüzü ve aktifliği gıpta ile baktığım yönleridir.. Hatta Amerika'da (kendi ülkesinde) Martha Steweart ile ara sıra tatlı rekabet halindedir. Bunu çıkarttığı dergilerden de biraz hissediyorum. Gerçi Martha'nın daha yalın ama etkileyici bir tarzı vardır. Tarz olarak Martha 'yı daha çok beğenirim. Ama Rachhael Ray'in de genç olması, aktifliği, güler yüzlülüğü ve becerikliliği ile beğendiğim insanlar arasındadır..

İşte denediğim bu tarif bu aktif bayanın pratik bir tarifidir. Ben yine her zaman ki gibi ufak tefek değişiklikler ile tarifi kendime göre değiştirdim. Ve bu aralar limonlu tatlılara taktığım için ,nerede limonlu bir tarif görsem denemek için can atıyorum :)


Gerekli malzemeler;


  • 125 gr tereyağı veya margarin
  • 1 1/4 cup tozşeker
  • 2 limonun kabuğu ve bir limonun suyu
  • 1 büyük veya 2 küçük yumurta
  • 3 1/2 cup un ( gerekirse azar azar ekleyebilirsiniz)
  • 1/4 çay kaşığı karbonat ve tuz

Öncelikle fırınımızı 180 dereceye getirip ısıtmaya başlayalım.

Yağ, şeker ,limon kabuğu ve limon suyunu mikser yardımıyla birbirlerine iyice karışıncaya kadar çırpalım. Daha sonra üzerine yumurta, un, kabartma tozu ve tuzu ilave edip tahta kaşık ile karıştıralım. Hamur çok sert olamayacaktır. Sıvıda kalmaması gerekmektedir. Biraz kıvamlı bir kek harcı gibi olunca ( yayılmayan ve akmayan) hamur olmuş demektir.

Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim. Bu tarif ile yaklaşık 2,5 büyük tepsi kurabiyeniz olacaktır. Sebebi de pişerken yayılacağı için yan yana değil aralıklarla geniş alana kurabiyeleri yerleştireceğimiz için.

Birer tatlı kaşığı karışımı bir sıraya 3 tane gelecek şekilde aralıklarla yerleştirelim. Ve önceden ısıttığımız fırınımızda 20 dakika kadar pişirelim. Ben fırından çıkarttıktan sonra üzerlerine çok az limon suyu damlatıp soğuttum. Böylece daha keskin bir limon tadı ve kokusu elde ettim.

Kurabiyeler fırından çıkarken yumuşak olacaklardır. Soğuttuktan sonra kendiliklerinden sertleşeceklerdir.

Limon tadını sevenlere limonlu öneriler bolca sunulacaktır :)



























http://pastaci.blogspot.com/2006/11/ikolatali-findikli-muffin.html



Herkese sevgilerimle..




Dualarımızın ve pozitif enerjimizin Barış Akarsu'nun yanında olmasını diliyorum..

Perşembe, Haziran 28, 2007

TEŞEKKÜR VE LİMONLU MUFFIN CHEESECAKE'LER..


























Eski header'ımı her ne kadar çok ama çookk sevsemde yeni bir header ve logo fikride hoşuma gitmiyor değildi :) Aklımın bir kenarlarında yeni bir çizim ve sayfanın renklerini değişitirip canlandırma fikri vardı ama bunun için vaktim olmuyordu. Sonra bana bir melek bir e-posta gönderdi ve benim için bir çizim yaptığından bahsetti.. Bende hemen "çizimimi görmek istiyorum !!!! " deyince , hemen bana çizimi gönderdi ve ben inanılmaz beğendim. Canlı,dinamik, farklı ..söylecek ne varsa yazmak istiyorum ama ben çok heyecanlanıp veya çok sevindiğimde hep böyle kilitlenirim ve bu yüzden de çoğu insan beni soğuk biri zanneder..ama bilseler dışıma vuramadıklarımı içimde ne karnavallar boyutunda yaşıyorum..

Çizimimin her boyutunu, her şeklini bana ulaştırdı. Hatta teşekkür etmek için buluştuğumuzda bana çizimimin çerceve edilmiş halini bile verdi :) Kendisi gerçekten çok yetenekli, hayal gücü çok güçlü olduğunu düşündüğüm genç bir tasarımcı..Betül Aytaç'a tekrar tekrar teşekkür ediyorum ve hayallerinin peşinden gitmesini ve her zaman destek olacağımı tekrarlamak istiyorum..




















Bende yine elim boş gitmemek ve bir hatıra bırakabilmek için , bir önce ki gün Ayşem için hazırladığım bir tabağa benzer hediye tabağı hazırladım. Bu tabaktaki kekleri ilk kez denedim. Klasik muffinlerden farklı, sıcak günlerde çok ağır gelmeyecek farklı bir tat hazırlamak istedim. Benim her zaman tariflerine ve fotoğraflarına bayıldığım The Australian Women's Weekly dergisinin Cupcakes&Fairycakes kitabından Lemon Pavlova Puffs tarifini denemeye karar verdim. Ben tabi fotoğraftada görüldüğü gibi pavlova yapmadım, sadace kek bölümünü hazırladım ve kendimce birkaç ekleme yapıp cupcake olayına çevirdim :) Tarifi incelerken içerisinde krem peynir olduğunu gördüm . Bu durumda bunlar sadace muffin veya puf değil, cheesecake tarzı birşey olacağını anladım ve gerçekten tadıncada cheesecake- muffin tarzı farklı bir lezzet yakaladığımı fark ettim. Özellikle üzerine piştikten sonra sıktığım ekstra limon sularıda keklere ayrı bir ekşilik ve yumuşaklık kattı. Ayşem'in de hoşuna gitti hatta hangi aromayı kullandın diye sordu ve ben mutlulukla "doğal bir aroma, limon sıktım :) " cevabını verdim..

Yina lafı uzattıkca uzattım, normalde bu kadar laf uzatmayı beceremeyen biriyimdir ama yazarken nedense geveze olabiliyorum :)

Şimdi hemen tarifimize geçelim ;

Gerekli malzemeler;

  • 90 gr yumuşak yağ ( ben Luna kullandım)
  • 90 gr krem peynir ( Pınarın beyazını kullandım- oda sıcaklıında yumuşamış)
  • 2 çay kaşığı limon kabuğu rendesi ( ben bir orta boy limonun tüm kabuğu rendeleyip kullandım)
  • 2/3 cup- 150 gr tozşeker
  • 2 yumurta
  • 1/3 cup- 50 gr nişasta ( mısır nişastası kullandım ama buğdayda kullanılır)
  • 1/2 cup - 75 gr un



Fırınımızı 180 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.

Yağ,krem peynir, limon kabukları, şeker ve yumutaları mikser yardımıyla homojenleşene kadar çırpalım.

Un ve nişastayı eleyerek karışıma ilave edelim ve düşük devirde tüm karışım homojenleşip pürüzsüzleşene kadar çırpalım.

Karışımımızı muffin kalıplarımıza ağızlarında birer parmak pay bırakacak şekilde peylaştıralım.

İsterseniz 20-22 cm'lik büyük bir kek kalıbında da pişirebilirsiniz.

Muffinleri 20 dakika, büyük kalıptakini 30 dakika pişireim.

Piştikten sonra tezgaha alıp soğumaya bırakalım. Ben bu aşamada kabuğunu rendelediğim limonun suyunu sıkıp muffinlerin üzerine birer tatlı kaşığı kadar döktüm ve soğurlarken çekmelerini bekledim. ( şerbetli tatlı yapar gibi biri sıcakken biri soğuk olmalı)

Yaklaşık 20 adet orta boy limonlu muffin cheesecake'lerim oldu. Bunların üzerilerine çok az bal sürüp şeker hamuru ile kapladım ve mesajlarımı yazdım. Siz nasıl arzu ederseniz, hiç süsleme yapmayabilirsiniz. Veya birer dilim limon ile de sade bir sunum yapabilirisiniz.



Ruh hali önerileri : Aklımın iplerini saldım ...

Herkese sevgilerimle..

Çarşamba, Haziran 27, 2007

BAKE SHOP - BEŞİKTAŞ

























Yağmur ile elele verip merak ve heyecan içerisinde Ayşem'in yeni işyerine doğru ilerlerken , bu kadar etkileneceğimi hiç beklemiyordum.. Beşiktaş Cumartesi pazarının kurulduğu eski sokağın başına kafamı şöyle bir uzatıp bakmamla , o güzel tenteyi görüşüm bir oldu.. Sanki İtalya veya Fransa'da ki ara bir sokakta butik bir pastaneye gelmiş gibi hissettim kendimi.. Kesinlikle yeşil nostaljik tante fikri ve arnavut kaldırımları beni inanılmaz etkileyen görüntüler oldu.. Gerçi sokak arnavut kaldırımları ile döşeli değildi ama olsa çok hoş olurdu :) Olsun sokak taşlarıda gayet şık duruyordu..

Etkilenme boyutlarım, içeri girip Ayşem ile uzun uzun sohbet ettikce daha da çok arttı. Ayşem , kendi blogundaki yazısında dükkanını öyle bir anlatmış ki, sanki ufacık minicik, çok ara sokaklarda , bulmanız imkansız gibi..ama öyle değil. Bulmanız görmeniz çok rahat ve dükkan ise hiçte minicik değildi. Girişte birbirinden değişik ve güzel her türlü kalıplar sizi karşılıyor. İlerledikce bir çok modelleme malzemelerini, kitapları, kalıpları vb. görüp incelemeye başlıyorsunuz. Ama beni en çok etkileyen bölümü mermer tezgahın ve mutfağın bulunduğu orta bölüm ve çalan müzikler oldu :)
























Ayşem'e elimiz boş gitmedik tabii ki, ona bir mini cheesecake ve kurabiye tabağı hazırladım. Oda hemen güleç yüzü ile tabağı ile başbaşa poz verdi bana :)

























İşte burası benim çok sevdiğim ve sıcak bulduğum mutfak bölümü..Burası için Ayşem birçok proje düşünüyor, zaten çoğunu kendi sitesinde de sizler ile paylaşır çok yakında..Ama yakında sevgili Hanimiş Işıl burada şeker hamuru dersleri vermeye başlayacakmış.. Şimdiden onlara kolay gelsin diyorum :)

























İşte görüldüğü gibi hiçte küçücük limoncuk , içi dolu turşucuk değil :) Gayet yeterli ve içi dolu bir mekan :) ama sadece ekipman değil aynı zamanda sevgi, ilgi ve paylaşım dolu :)


























Ve bu bölüm Yağmur ile benim çok sevdiğimiz hatta dayanamayıp alışveriş yaptığımız kurabiye kalıpları bölümü..Özellikle çanta, uzun zamandır aradığım ayıcık ve balık kalıplarını bulup hemen el tokalaşıp siftahımı yaptım : ) Hatta Yağmurda kendisine bir adet çatal şeklinde kalıp beğendi ve sevgili Ayşem bize o kalıbı hediye etti :) Tekrar teşekkür ederiz efendim..




















Ayşem için hazırladığım hediyenin üzerine de yazdığım gibi "başarılar " diliyorum..ve mutlu paylaşımların gerçekleştirildiği bir buluşma mekanı olmasını diliyorum..Artık ben çok sık sendeyim Ayşem :) Tülay Hanım ve sen benden bıkana kadar hep ordayım..bu arada dayanamdım arabada hediyeni açtım :) Canım benim, çikolata kalıpları muhteşemdi, ama ben onları kullanırım ve devamını beklerim ( tabiiki hediye olarak değil ) ..

Ayşem'e yaptığım limonlu muffin cheesecake'lerinin tarifi ise çok yakında başka bir teşekkür ile burada olacak..


herkese sevgilerimle..

Pazar, Haziran 24, 2007

BU TARTLARDAN HANGİSİNİ YESEM ACABA ??






































Merhaba, ben Yağmur..uzun zamandır anneme ( annemin adı Burcu, siz bazen Pastacı'da diyorsunuz ve bu benim çok hoşuma gidiyor :) ) bana minik minik tartlar yapar mısın , üzerine çilekler koyar mısın diye soruyordum. Annemde bana "tamam, tamam" deyip beni geçiştiriyordu çünkü hep çok işi oluyor, bir şeyler yetiştirmesi gerekiyordu. Sonra ben geçen hafta başı birazcık her yaşıtım gibi hasta oldum. Okuluma gidemedim, birazcık ateşim çıktı :( annem ve babam çok üzüldü ama ben aslında çok eğlendim, çünkü bütün gün salondaki televizyon karşısında yatıp Disney kanalını seyrettim ::::::)) Yuppii !! sonra çok sevdiğim çilekli ilaçtan annem bana hep verdi, sonra süt içtim ama doktor nedense süt içmesin demiş , 3 gündür içemiyorum :(

Bugün ben yine çizgi film seyrederken uyuyakalmışım ..sonra uyandığımda annemin yanına gittim. Annem bana gülümsedi ve "sana bir sürprizim var !!! " dedi ve sonra da açıkladı , " artık ateşin çıkmıyor, çok daha iyisin meleğim ve sana istediğin tartlardan yaptım, hem de her meyveden koydum :) !!!! " . Çok mutlu olmuştum, annem hemen bana tabağı getirdi. Birde baktım ki hem çilekli, hem kırmızı kırmızı meyveli (adlarını unuttum, annem söylemişti ama), hem de limonlu !!

Annem limonluyu kendisine yaptığını söyledi ve benden birini seçmedi istedi. Şimdi baktım baktım, her ne kadar kırmızı olanlar çekici dursa da nedense canım anneminkini istedi ve limonluyu aldım. Annem çok şaşırdı, "o sana ekşi gelecek Yağmur" dedi ve ben limonları yerken o hayretler içinde bana baktı.. Ama limonlu çok güzeldi gerçekten :)
























Annem yarın tart hamuru tarifini ve pratik önerileri verecekmiş. Ve ben yarın öbür kırmızı kırmızı olanlardan yiyeceğim :)

öpüyorum, hoşça kalın !

.....................


Evet, yukarıda dün gece Yağmur'un dilinden yazdıklarım aynen doğrudur :) Hislerine tercüman olmanın ötesinde, onun konuşmalarını aktarmaya çalıştım. Gerçekten benden 2 haftadır minik çilekli tartlar istiyordu ama bir türlü fırsatını bulup ta ona yapamamıştım. Hafta başında ise hastalandı, bir haftadır okuluna devam edemedi. İlk günleri ona göre güzel geçse de (bana göre nasıl geçtiğini hiç yazmak istemiyorum), 3. ve 4. günleri sıkılmaya başladı. Yağmur Ece'leri çağırmamı, 12 prenses kostümü giyip yatmağı vb. planlamaya başladı :) Bende ateşinin düştüğü gün ona söz verdiğim tartları hazırladım. Bu ara işi biraz pratikliğe dökmeye çalıştığım için, çok uzun uzun uğraşmadım.

Daha önce tarifini verdiğim tart hamurunu , küçük tartölet kalıplarında pişirdiğimde aynı dışarıda çok severek yediğimiz sert ama gevrek tartlara benzettim. Uzun zamandır küçük tartölet yapmak istiyor ama bir türlü aradığınız tarifi bulamıyorsanız, bu hamuru denemenizi öneririm ;

http://pastaci.blogspot.com/2007/05/tek-kiilik-minik-ikolatali-tartlar.html


Tartları tartölet olarak hazırladıktan sonra bir gün dolapta daha da sertleşmesi için beklet. Hem bahane ile Yağmur'un iyice iyileşmesini gözlemlemek istedim.

Yağmur uyurken ,hazırladığım tartöletleri buzdolabından çıkarttım. Pastacı kreması hazırlayıp tartöletlerin içlerini dolduracaktım ama canım Creme Ole'nin vanilyalı kremasını denemek istedi. Onu hemen 2,5 su bardağı soğuk süt ile çırptım. Koyulaşınca içerisine 3-4 damla limon suyu damlattım ve tekrar 2 dakika kadar çırptım.

Tartöletlerin içlerine hazırladığım kremayı taşırmayacak hatta 1 parmak pay kalacak şekilde doldurdum. Üzerlerine elimde ne varsa; böğürtlen, frambuaz ( Yağmur'un adlarını sayamadıkları :) ) , çilek ve limon kullandım. En son ise pastamalzemeleri.com'dan satın aldığım şeffaf soğuk jöleyi fırça yardımıyla meyvelerin üzerine sürdüm ve buzdolabına kaldırdım.

İşte bu kadar kolay ve pratik tartöletler elde etmiş oldum :)

Creme ole kullanmak istemez, kremasını kendiniz hazırlamak isterseniz tarif burada..

http://pastaci.blogspot.com/2006/05/ilekli-mini-tartlar-paul-tarzi.html


Haydi sizde bu sıcak havalarda sevdiklerinizi serin , meyveli küçük tartlar ile mutlu edin :)



























Dip not: Bir gün sonra tartan yediğimde, (üst fotoğraf) hala aynı bir önceki gün kü kadar taze kaldığını gördüm ve deneyerek test ettim :) Özellikle üzerine sürdüğüm soğuk jöle meyvelerin kararmamasını ve ilk gün kü tazeliğinde kalmasını sağlamıştı..

Herkese sevgilerimizle..

Yağmur & Burcu

Çarşamba, Haziran 20, 2007

ÇOK HIZLIYIZ :) PRALİNLİ PRATİK TOPLAR VE PASTIRMALI&KAŞARLI BÖREK..

























Canım arkadaşlarım Hilal ve Ufuk , "sen ne zamandır blogunu güncellemiyorsun, bıktık artık turuncu dergisinin yazısını görmekten, hemen bize birşeyler hazırlayıp blogunda yayınlayacaksın !!!" diye kibar bir şekilde beni tehdit ettikten sonra , bir saat içerisinde böyle ufak saplı bir sofrada buluşuverdik :)

Sofranın ve böreğin fotoğraflarını çekmem konusunda yine çok kibar bir şekilde zorlandım, hatta en son Hilal'i "yok öyle çekme , gel bu açıdan çek, hah gel bak ışık buradan güzel" derken ve Ufuğun'da "aaaa, bu cupcake'li peçetelerde çok güzelmiş, bunlarda çıksın karede " derken hatırlıyorum. "Ne olur yapmayın, öyle aman aman yayınlayacak birşey yaptığım yok, beni rezil edeceksiniz" sözlerim ısrarla reddedildi ve ben bu gönderiyi hazırlamaya mecbur hissettirildim :))))

Elimde kalan son el açımı yufkalarla pastırmalı ve kaşarlı pratik bir börek hazırladım, yine elimde haftasonundan kalan pandispanya kırıntıları ile çikolatalı toplar yapmaya Hilal tarafından mecbur tutuldum, konuşma aynen şöyle gerçekleşti ;

- Burcu , sen tatlı ne yaptın ? ( bu arada bu önceden planlanmış bir buluşma değildi, 1-2 saat içerisinde gerçekleşti)

- Dün diş buğdayı kurabiyeleri hazırlamıştım, artan hamurla kalpli kurabiyeler yapmıştım..

- yok ben kurabiye sevmem ,hemen pratik çikolatalı birşeyler yapalım ..

- ???

- aaa, sen pralinden bahsediyordun,onunla birşeyler yapalım !!!

- peki :)

Bahsettiğim çikolatalı pralini Fermo'dan alıyorum, şöyle güzel kıvamlı ve lezzetli bir nutella tarzı krema düşünün..Bunu pastalarımın arasına birer kat incecik sürüyorum ve inanın sonuç çok çok farklı oluyor :) Hatta evde çikolata krizlerine girdiğim dönemlerde birkaç kaşık pralini gizli gizli ağzıma götürdüğümü evdekiler tarafından görülmüştür :)

İşte bu bahsettiğim pralini kullanarak gerçekten pratik ve hızlı çikolata topları oluşturduk ;


























Yaklaşık 200-300 gr traşladığım çikolatalı ve vanilyalı pandispanya kırıntılarım vardı. Onları elimizle ufalayarak bir kabın içerisine koyduk. Üzerine 5-6 çorba kaşığı çikolatalı pralin ilave ettik ve bunların iyice karıştırdık. Yine bu aşamada Hilal olaya müdahale etti ve "senin o kullandığın parça çikolatalar vardı, onlardan da koyalım ! " dedi ve hemen bir avuç onlardan da koyuldu :) bende " ya, sanki bu çok çikolatalı oldu , bari birazcık kiraz içerisine ilave edeyim " dedim ve bir avuç kirazı yıkayıp bıçakla kesip kesip karışımın içerisine attım.. Artık en son aşamada elimle karışımı yoğurdum ve küçük küçük toplar olarak truff yapar gibi hazırladım.

Fotoğrafta Ufuk'un pralinli topları sıkı sıkı tutarken görüyorsunuz :)

























Evettt, bu da Ufuk'un ısrarla "cupcake'li peçetelerin çıkmasını istediği" en pratik pastırmalı & kaşarlı böreğimiz :)

Yine elimde bir gün öncesinden kalan iki adet el açımı yufka vardı. Bu yufkaları birkaç parçaya bölüp zeytinyağı ile hafifce yağladım. 20 x 15 cm ölçülerinde bir fıran kabının içerisine bir kat yerleştirdim. Üzerine dilimlenmiş taze kaşarları ve çemensiz pastırmları serpiştirdim. Tüm yufkalar bitene kadar aynı işlemleri gerçekleştirdim. En son üzerine bir yumurta sarısı döküp fırça ile yaydım ve susam ile süsledim. 180 derecede ısınmış fırında yaklaşık 20-25 dakika üzeri kızarıncaya kadar pişirdim.

Canım arkadaşlarım Ufuk ve Hilal'a (ırmak) bana moral verdikleri ve yazmak için zorladıkları için çok çok teşekkür ediyorum..gerçekten gelişiniz ve bana moral verişiniz çok iyi geldi :) Her zaman hep hep bekliyorum :)

























Bu kare de geçmiş yıllardan kalan çok özlediğim bir gün..o günler ve bu fotoğraf benim için çok değerlidir..

Seni çokkkk özlüyorum babacığım..

Tüm babalarımızın geçmiş babalar günü kutlu olsun...


Herkese sevgilerimle..

Cuma, Haziran 15, 2007

TURUNCU DERGİSİNE TEŞEKKÜR..







































































































Sayın Zeynep Zelan'a ve Ankara'da aylık olarak yayınlanan "Turuncu" kadın dergisine, ilgileri için çok teşekkür ediyorum..

Biliyorum bu ara yeni tarif ekleyemiyor ve sorularınızı cevaplayamıyorum ama halimi bir görseniz :) En kısa zamanda geri döneceğim :))) İlginiz için çok çok teşekkür ediyorum..

Herkese sevgilerimle..

Salı, Mayıs 29, 2007

KÜÇÜK ATIŞTIRMALIKLAR..






































Önceki haftalarda sevgili Zuhal, Ufuk ve Tijen ile olan buluşmamızda Mudcake ile bu ufak atıştırmalık çikolatalı topları da beraberimde götürmüştüm. Anlayacağınız gibi herkesi yine çikolataya boğmuş ve güzel tepkiler almıştım.. Benden bir şey istenildiği zaman aklıma çikolata kullanılmadan yapılan herhangi bir lezzet gelmiyor. Kendimi zorluyorum ama en fazla limonlu cheesecake veya limonlu tart yapabiliyorum. Bu arada yakında limonlu tart tarifi ile sayfamı güncellemeyi düşünüyorum ve emin olun, normalin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları yaşadığımız şu günlerde limonlu tart yeme fikri çok hoşunuza gidecek :)

Son birkaç haftadır kilo takıntım yeniden canlandığı için siparişler dışında çok fazla tatlı denemeleri yapamıyorum. Bu durumun yazın gelmesiyle, mayo giyecek olmam vs ile hiç bir alakası yok. Aslında dış görünüşe neredeyse hiç önem vermeyen, ruhların inceliğine önem veren biriyimdir. Ama çevremden gelen yoğun istek üzerine , daha sağlıklı ve motive görünebilmek için birkaç kilo vermeye karar verdim. Aslında birkaç kilodan çok daha fazlasını vermem gerekiyor ama bu bana o kadar zor geliyor ki.. İki gün çikolatalı bir şey yemesem artık üçüncü günü tehlike alarmları çalmaya başlıyor. Sinirleniyorum, depresif oluyorum, olur olmaz her şeye moralim bozuluyor. Birde İstanbul'un göbeğinde araba kullanmak zorunda kalıyorsam çekilmez bir insan olarak hayatımı sürdürmek zorunda kalıyorum. Sonra eve koşuyorum ve bir iki bitter çikolatayı ağzıma atıyorum.

Öğle ve akşam yemeği çok arayan biri değilimdir neyse ki. Et ,ekmek yemeden masadan kalkmayan biri değilimdir. Biraz yeşillik, zeytinyağlı veya makarna yesem yeterli gelir. Ama bir iki saat sonra çikolata yemezsem ,işte o zaman tehlikeli dakikaların başlangıcı olacak demektir :) Bilmem bu kriz durumlarının nasıl üstesinden geleceğim...

Çok fazla çikolata ve kilolar ile olan sorunlarımı anlatıp sıkıntı yaratmak istemiyorum çünkü hepimizin hayatlarında çikolatadan ve kilolardan çok çok daha önemli , o kadar ince ayrıntı var ki, ben kafamı dağıtmak , küçük sorunlara yoğunlaşpp diğerlerinin üstesinden gelebilmek için anlatıyorum. Ama bilin ki ben bu ara yeme konusunda ne yapacağımı bilemez bir durumdayım..

Biri tatlı biri tuzlu olan iki adet atıştırmalık ve ikramlık tarif sunmak istiyorum. Çikolatalı olandan sizlere bahsettim, tuzlu olan ise kiş hamurundan yapılan inanılmaz yumuşak ve lezzetli bir tarif. Denemenizi öneririm.

BÖĞÜRTLENLİ ÇİKOLATA TOPLARI

Gerekli malzemeler;

· Yaklaşık 400-500 gr hazır çikolatalı kek (artan kekler olabilir)
· 1 su bardağı sıvı krema
· 200 gr dondurulmuş böğürtlen
· 250 gr bitter çikolata
· 1 çorba kaşığı çikolatalı fındık kreması


Keklerimizi büyükçe bir kabın içerisine ufalayalım. Üzerine fındık kremasını ve sıvı kremayı ilave edelim. Ve yumuşak bir kıvam elde edinceye kadar karıştıralım. Eğer kek yumuşamazsa azar azar sıvı krema ilavesi yapabilirsiniz.

Hazırladığımız harçtan ceviz büyüklüğünde elimize alalım. Elimizde düzgünleştirerek açalım. Ortasına bir adet böğürtlen koyalım ve yuvarlayarak köfte gibi kapatalım. Böğürtlen gözükmeyecek şekilde topun içerisinde kalsın.

Tüm harç bitene kadar aynı işlemi tekrarlayalım ve hazırladığımız topları 1-2 saat buzdolabında bekletelim.

Daha sonra bitter çikolatamızı benmaride eritelim. Topları buzdolabından çıkartalım ve iki çatal veya kaşık yardımıyla tek tek çikolataya bulayalım. Çikolataya buladığımız topları yağlı kağıdın üzerine koyup çikolataların oda ısısında donmalarını bekleyelim. Donduktan sonra servis edilmeye veya hediye edilmeye hazırdır.

























MİNİK PEYNİRLİ TUZLU KURABİYELER

Gerekli Malzemeler; ( 25-30 adet için)

Hamuru için ;
250 gr un
150gr margarin (oda ısısında yumuşamış)
1 yumurta sarısı
3 gr tuz
60 gr su

İçi için ;

150-200 gr beyaz peynir (ezişmiş)

Üzeri için ;

1 yumurta sarısı
susam

Öncelikle fırınımızı 180 dereceye getirip ısıtmaya başlayalım.

Hamurumuzu hazırlamaya başlayalım. Unu genişçe bir yoğurma kabına eleyelim. Ortasını havuz gibi açıp ufalanmış yağı ve tuzu ekleyelim. Yavaş yavaş yağ ile unu birbirine yedirerek hamurumuzu oluşturmaya başlayalım. Yumurtayı ilave edelim. ve yoğurmaya devam edelim. En son suyu ekleyip hamuru çok vıcık yapmadan hemen toparlayıp streç film ile saralım ve yarım saat buzdolabında dinlendirelim.

Hamurumuz buzdolabında bekledikten sonra temiz bir tezgaha un eleyelim ve hamurumuzu unun üzerine koyalım. Oklava yardımıyla hamuru çok şekline önem vermeden yarım parmak kalınlığında açalım. Açtığımız hamuru orta boy bir su bardağı yardımı ile yuvarlak dairelere bölelim. Böldüğümüz hamurun ortalarına iç harcımızı yayalım. Ve tepsiye dizerek üzerlerine yumurta sarısı sürüp susam serpiştirelim.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında en az 20 dakika pişirelim. Piştikten sonra fırın telinde soğutalım.

Hepimize afiyet olsun :)